21 Şubat 2011 Pazartesi

CUMARTESİ ANNELERİ İLE KOMUTAN EŞLERİ ARASINDAKİ 10 FARK





Cumartesi anneleri günlük hayatımıza doksanlı yıllardan itibaren giren bir kavram. Netametli zamanlarda kayıp yakınları olarak her cumartesi istiklal caddesinde oturma eylemi yapan bir grup olarak kendini duyurdu. Komutan eşleri ise bilindiği üzere dilimize bu günlerde girmiş bir kavram. Balyoz davasında tutuklu bulunan 163 kişiden eşleri çoğunlukla üst rütbeli subay olanların meydana getirdiği bir birlik. Bu kısa girişten sonra bu iki grup arasındaki farklara gelelim.

1. Öncelikle Cumartesi  anneleri adı üstünde 'Anne' Kayıplarıyla aralarındaki bağ ise kan bağı. Atsan atılmaz ,satsan satılmaz durumu bir yerde. Salih Tuna'nın bir hatırasından yola çıkarak şöyle söylenebilir ' Anne çocuğuna kimlik veren bir coğrafyayı temsil eder.' Bir vatan anneyle ifade edilir, anavatan diyerek. Komutan eşleri ise gene adı üstünde 'Eştir' Aradaki bağ hukukla kurulur. Taraflar birbirlerinin hukukuna uygun davranışlar göstermezlerse ayrılık kaçınılmazdır.

2. Cumartesi anneleri sokakları, caddeleri mesken tutmuşlardır. Nasiplerine çoğu zaman aşşağılanma ,horgörülme, bazı zamanlar ise fiili şiddet düşmüştür. Ama buna rağmen hayran duyulacak bir sabırla bugünlere kadar sessiz eylemlerini sürdürmüşlerdir. Komutan eşleri ise daha ziyade Doğan medyasında beyanat vererek, ordu evlerinde genelkurmay başkanıyla görüşerek ve Anıtkabirde devlet törenlerini andıran yürüyüşler yaparak kendilerini ifade etmişlerdir. Bu noktada elitist bir görüntü verdikleri söylenebilir.

3. Cumartesi annelerinin genel görüntüsü anadoluvaridir. Bu yönüyle bazıları tandırda ekmeğini pişirip eyleme gelmiş bir görüntü vermektedir. Genelde elleri nasırlı, yüzleri kavruk, kıyafetleri ise yöreseldir. Yöresele kıyafette başörtüsü olmazsa olmazdır. Komutan eşleri ise genelde bakımlıdır. Manikürlü ve ojeli eller, elbiseye uyumlu çanta modelleri , ve fönlenmiş asıl renginden farklı renkte saç modelleriyle dikkat çekerler. Kadınlar için hazırlanmış modelli şapkaları aksesuarlarının tamamlayıcı unsurudur.

4. Cumartesi annelerinin belirleyici coğrafyası Doğu ve Güneydoğu Anadoludur ve etnik olarak haliyle çoğunlukla kürttürler. Komutan eşlerinin ise belirleyici bir bölgesel vasfı bulunmamaktadır. Aralarında tek tük kürt bulunmakla birlikte genel olarak kürtlerin yoğun oldukları bölgelerin dışındaki alanları temsil ederler.

5. Cumartesi annelerinin çocukları devletle sorunlu bir ilişki kurmuşlardır. Devletin kurduğu nizama ve yasalarına aykırı davranış içine girmişlerdir. Bu yüzden devlet baba cumartesi annelerinden hazzetmemektedir. Komutan eşleri ise bu noktada daha şanslıdır. Çünkü eşleri devlet kademesinde bizzat devletin göbeğinde çalışmış , saygı görmüş ve saygı görmeye de devam edecek durumdadır. Bir yönüyle akredite bile oldukları söylenebilir.

6. Komutan eşleri gene eşlerinden dolayı kurumsal destek görmüşlerdir. Genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanları hapishaneye giderek eşleriyle görüşmüş ve sıcağı sıcağına manevi anlamda destek vermişleridir. Cumartesi anneleri ise on yıllar sonra başbakan tarafından kabul edilmiş, notlar alınmış ve işin takipçisi olunacağı söylenmiştir. Evet sadece söylenmiştir.

7. Cumartesi annelerinin sözcüleri insan hakları örgütlerinin bu alanda birikimli ağzı söz yapan elemanlarından oluşmaktadır. Bu annelerin arasında türkçeyi yetkin olarak kullanabilecek kimse sayısı pek azdır. Daha çok susarak,  yılgın gözlerle anlatırlar meramlarını. Komutan eşleri ise her biri pekala ciltler dolusu iddianame hakkında konusacak kadar donanımlı gözükür. Eğitim görmenin toplumun farklı katmanlarıyla sosyalleşmenin bir anlamda getirsidir bu medeni cesaretleri. Bu yüzden konuşmalarında agresif olurlar. Bunun sebebide muhtemelen eşlerinin emredici pozisyonda olmalarının kendilerinde yaptığı etkiyle açıklanabilir.

8. Cumartesi annelerinin sınırları belli bir coğrafyada kaybolan, izlerini bulamadıkları çocukları vardır. Komutan eşlerinin ise eşlerinin yeri belli ve güvenceleri sağlamdır.

9. Cumartesi annelerinin amacı kaybolan çocuklarını bulmaktır. Geçen on yıllar bu hayali realize etmiş ve çoğunun amacı şu fani dünya da çocuklarının mezarına gidip bir fatiha okumak, mezartaşını okşayarak, toprağına elini sürerek evlat hasretini dindirmek olmuştur. Bu nedenle Adli Tıbbın birkaç kemik parçasını oğlunuza aittir demesi bile maalesef ama maalesef büyük bir mutluluk olacaktır. Komutan eşleri ise eşlerinin suçsuz olduklarından bahisle tutuksuz yargılanmalarını, eşlerinin büyük acı ve zahmet çektiğini hapishanede yemek olarak soğuk makarna verdiklerini ve bu durumun tahammül edilemez olduklarını ifade etmişlerdir.

10. Cumartesi annelerinin olumsuz veya olumlu sonuç almaları yakın zamanda olacak gibi gözükmemektedir. Komutan eşleri bu noktada daha şanslıdır. Mahkeme safhasında bir kısmının serbest bırakılacağını söylemek için kahin olmaya gerek yoktur. Belirsiz olanların ise kati durumları en fazla Birkaç sene içinde zaten belli olacaktır.

Yukarıda yazılanlar bir anlamda Türkiye gerçeğidir. Cemil meriç'e izafe edilen bir sözde denildiği gibi 'Adalet küçük sineklerin takıldığı büyük sineklerin ise delip geçtiği bir ağdır.' Bu sözün gerçeklik katsayısını zaman içerisinde göreceğiz. Ümidimiz adaletin herkesin hakkını hakkıyla korumasıdır.

3 yorum:

  1. Bazı bölümlerde aşağılayıcı ifadelerin olmuş sevgili arkadaşım ve ayrıca ayrımcılık da olmuş. Kim ne gerçekeyle olursa olsun eğer hak arıyorsa bunu bildiği yolla yapacaktır başka da çare yoktur sonuçta. 'Adalet küçük sineklerin takıldığı büyük sineklerin ise delip geçtiği bir ağdır.' sözüne sonuna kadar katılıyorum elbette ben de ve dile getirmeye çalıştığın unsurları çok iyi anlıyor ve hak veriyorum fakat keşke biraz farklı bir tarzda yapsaydın diyorum.. Kalemine sağlık

    YanıtlaSil
  2. Cumartesi annelerini çok güzel ve içten resmetmişsin..Ama komutan eşlerinin ne günahı var..Şimdi biz de hakkımızı aramaya kalksak bizi de böyle küçük gören bir şekilde mi tasvir edeceksin...Amaç ikisinde de aynı..Tamam asker eşi rahattır refahtadır sonuçta ama eşleri bu devlete yıllardır siz kabul etmesenizde hizmet vermiş insanlardır..Ve doğru dürüst bir suçlama ve kanıt olmaksızın içeri alınmalarına karşıyım.Üstelik bu içeri alınmalar şu an bazı ülkelerdeki halk ve ordu isyanlarından sonra olmuşsa ben bunun altında artniyet görürüm..

    YanıtlaSil