Balyoz davasından tutuklu bulunan komutan eşleri 'Vardiya Bizde' isimli bir platform kurarak tutuklamaları protesto -Belki de bir anlamda şikayet- etmek için Anıtkabir'i ziyaret ettiler. Basına yansıdığı kadarıyla ülkenin muhtelif yerlerinden toplanan 15.000 kişiye yakın bir destek sözkonusu. Planlı ve örgütlü ve ciheti askeriyenin önemli bir desteği gözönüne alındığında ulaşılan rakam istenen düzeyde değil. Bu protestonun yakında başlaması beklenen 'Cumhuriyet mitinglerinin' bir ön hazırlığı olduğu kimi mahfillerce seslendirilen bir hadise. Bu da yakın zamanda tutuklamalar devem ederse meydanlarda toplanan kalabalığın artacağına işaret olacaktır. Peki bu vakıalar seçkinci bir bir zümre tarafından istenen istenen sonuçları sağlayacak mıdır. Bu bir kaç nedenden dolayı imkansız görünmekte.
Bu nedenlerden en önemlisi mevcut iktidara yöneltilen argumanların sağlıksız ve ciddi anlamda abartı içermesidir. Hatırlarsanız Ak Parti iktidarının ilk zamanlarından itibaren ekonomik darboğazdan kurtulmak için yapılan özelleştirmelerin vatan satılıyor, ülke soyuluyor şeklinde kara propaganda malzemesi olmuştu. Gerçek şu ki o dönemden itibaren ülke de satılmadı vatan da bir yerlere gitmedi. Hele hele o dönemlerin meşhur 'Kıbrıs satılıyor' yaygarasıda boşa çıktı. Bugün hükümet Avrupa birliği ülkelerini kabul edilen 'Annan Planıyla samimiyet testine zorlamakta ve bu noktada da oldukça başarılı gözükmekte
Bir diğer neden de silahlı kuvvetlerin ciddi anlamda güven erozyonuna uğramasaıdır. Askerlik hayatına ' vatan millet sakarya diyerek başlayan erkek nüfusun askerlik bittiğinde aynı coşkun duyguları taşımadığı pekala söylenebilir. Bunun bir çok sebebi olmakta bunların içeriğine şu an girmeyi düşünmüyorum. Ancak kısadan şu söylenebilir. Hayal kurduğunuz bir yapının sizin sosyal kültürel yapınızı aşşağılayan bir örgütlenmeye evrildiğini gördüğünüzde tramvanın başlaması kaçınılmazdır. Toplumu modernleştirmeye kendini namzet gören bir yapının çağın gerisinde kalacağı şüphe götürmez bir gerçektir. Ve Silahlı kuvvetlerde olan da tam olarak budur. Bilgi akışının bu kadar hızlandığı bir çağda sadece askeriye için değil hiçbir kurum gelişmelerin önünde duramaz. 28 şubat sürecinin gerçekleşmesi tam anlamıyla bitişin başlangıcı olmuştur. Toplumun kahir ekseriyeti ordudaki topluma yabancılaşmanın farkına varmış, ve bu yapının topluma yapacağı başka zararları engellemek için daha duyarlı davranmışlardır. Hali hazırdaki siyasi durum bunun yansımasıdır.
Kendini cumhuriyetin kurucusu görmekle övünen, ve Cumhuriyeti kuran bir parti olarak lanse eden CHP ise temel özellikleriyle ordunun siyasi hayatta karşılığı olan bir partner durumundadır. Eskilerden beri ifade edilen ordu+CHP= iktidar söylemi bu gönüllü ortaklığın bir yansımasıdır. Siyasi partiler toplumdaki taleplerin sosyal hayata entegre edilmesi anlamında bir vazife görürken CHP daha ziyade vesayet sisteminin yara almaması için cansiperane mücadele etmiş ve karşılığını ise toplumdan sürekli ana muhalefet partisi olmak üzere almıştır. Kendi kemik, endişeli modern kitlesinin dışında seçmeni olacağını su aşamada görmek mümkün değildir. Nerdeyse toplumun bütün yaralı katmanlarıyla sorun yaşayan bir siyasi partinin iktidara gelmesi kırmızı karın yağması kadar şaşırtıcı olacaktır. Kimbilir belki bir gün o kar yağar ve biz masallar ülkesine tek gidiş olmak üzere bilet alır, mutluluklara yelken açarız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder